2 Aralık 2013 Pazartesi

Amin!

"Olmayacak duaya amin deme!" diyorlar.

Sonra bazen de "kader, kismet, nasip" diye ekliyorlar. Hayal kuramayacak kadar umutsuzlar.

Oysa ben Nasreddin Hoca fikralari ile buyumusum, yaa tutarsa...!



16 Temmuz 2013 Salı

Hayat zor, iş yaşamı daha da zor

Zorunda olarak yapılan her şey zor değil mi?

Hayat zor, iş yaşamı daha da zor. Çünkü en azından hayatamızda bazı noktalarda insiyatifi elmize alabiliyoruz, seçimler yapma şansımız oluyor. Doğumuzu ve ailemizi seçemezsek de arkadaşlarımızı, sevgililerimiz ve eşimizi seçebilidiğimiz gibi. İş yaşamında, karşımıza çıkan seçenekler oranında bir seçim yapıyoruz ancak geri kalan hiç bir şey de seçim yapma şansımız yok.

Uygun bir ücret karşlığında 9:00 - 18:00, 9 saat ruhumuzu kiralaya veriyoruz. Muhattap olmak istemediğimiz insalarla muhattap olup, istemediğimiz esprilere gülüyoruz. Maskemizi takıp, dengemiz kurmaya çalışıyoruz. sistemin içine girdike daha fazlasını istiyoruz daha daha...aynı şekilde işveren de daha fazlasını istiyor...daha fazla iş yığarken sisteme girmiş biz eşeklere bol bol havuç veriyor.

Kendi çelişkilerinle uğraşırken bir yandan da insanlarla uğraşmak ayrı bir dert. Arkandan kuyunu kazanı mı istersin, dedikodunu yapanı mı, her bir başarını sahiplenip yönetime ben ben ben yaptım diye egzantrik sözde ekip arkadaşını mı?

Sonra bir gün geliyor. Çok minik bir şey oluyor ama toleranstan eser kalmamış. Bardak dolmuş, eşek alabileceği azami yükü almış. O ufak şeyler artık o kadar büyük ki kafanda eko yapıyor. Kimse anlamıyor ne olduğunu. Ama diyiyorsun ki kendi kendine: "Arkadaşım ben oyundan çıktım. Kendi hayatımda seçim yapabilme özgürlüğüm varken niye bu kadar aptalca şeye katlanıyorum?" Bir de üzerine seni bağlayan sözleşme, borç, vs. de yoksa bir bakmışssın prangaları kırmanın dayanılmaz hafifliği. İşte bu nokta çok tehlikeli; geri dönülmez sonun başlangıcı. bir A4 kağıda yazacağım 2 satır bir imza beni bu kadar heyecanlandırmamıştı. Şimdi onlar düşünsün.