11 Haziran 2011 Cumartesi

İkiyüzlülük ve iki yüzük üzerine

Bu yazıyı 2 sene önce yazmışım! Post etmeye cesaret edememişim.

İlk yüzük sahibine not: Seni affettim ama seni asla görmek istemiyorum.
İkincisine not: Kendimi affettiğimden, fark ettim ki artık tesadüfen sokakta bile görmüyorum seni. sanırım eşitlendik.

Bir şekilde bugünkü benim ben olmama en büykük katkı size ait, bu sebepten ötürü son kez ikinizi de teşekkür ederim.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çevremde dostlarımın hayatındaki en önemli anlarını paylaştığı, işyerindekilerin kariyerleri ile karar almak için danıştığı, sanat konusundaki objektif görüş alınan duğruluk terazisiyim.  Ancak bazen bir şey tetikliyor ve mantığım ağzımdan dökülürken, kalbim beynimde çığlıklar atıyor, bu iki yüzüğün her ortaya çıktığı an gibi.  İki yüzük benim iki hikayemin bir parçası. Biri geçmişte kalanı, birisi geçmişte kalması gerekeni temsil ediyor. İlki bir zamanlar beni seven ama şu anda sevmediğim diğer ise bir zamanlar sevdiğim ama beni sevmeyen adamdan. Aslında ikisi de işime yaramıyor.

Hep derim ki "olan olmuştur...geçmişe takılmamak gerek....geçmişi düşünerek bir şey değişmez, ileri bakmak gerek"...peki ya benim takılı kaldığım yerler? Eskiden kutulara saklayıp kaldırıp yüksek raflara kaldığım anılarım kafama düşmüyor mu? Düştüğüm zaman canım acımıyor mu? Acıyor. Ancak yere düşen bir çocuğu yerden "hoppaaa, bir şey yok" diye kaldıran anne edası ile kaldırdıkarım çok da canımı yakmadı. Sızlasa da  ilerledim. Ancak geçmişten bu iki yüzük canımı yaktı. Kapaklandım ve ağladım. "Dün dünde kalmıştır ileri bak" diyip de bakamamak, ilerleyememek içimi burktu. İki yüzlü hissettim kendimi. Paylaşamadıklarımın kısır döngüsünde ezilmek daha da canımı yaktı.

İlkini yani geçmişe kalması gerekeni, aında ne yapacağımı bilmediğim için öylesine bir kutuya koymuştum. Başka bir şey ararken karşıma çıktı.  Niye atmadım ya da satmadım bilmiyorum. Sanırım ne kadar güçlü olduğumu hatırlamak sakladım. Neleri atlatıp, ayakta kaldığımı, yıkılsam da tüm parçaları toparlayabileceğimi hatırlamak için, kaybetmekten korkmadığımı, kabul edip bırakabilmenin kötü olmadığını hatırlattığı için, hayatta nelerden vazgeçebileceğimi hatırlattığı için, neleri sevdiğimi nelerden nefret ettiğimi ama en önemlisi neyi istediğimi hatırlattığı için ve en önemlisi bana kızgınlığı ve affetmeyi öğrettiği için saklamıştım. Pişmanlık yok ama yine bir hesaplaşma var oldu. Bana beni hatırlatsa da bu yolculukta geçmişin sokaklarında kayboldum.

Diğeri 12 senedir benim ile. İlk başta uğurum yaptım. Bir müddet benimle yaşadı, çıkarsam uğurum kaçar diye korkardım. Sonra bir kutuya koyup kaldırdım, diğer tüm anılarla birlikte. Ta ki kutu kafama düşüp, içindeki yüzük çıkıp hayatımın içinde daireler çizmeye başlayana kadar. Düştüğü yerden aldım, taktım. Umudun, güzelin, naifliğin sembolü yaptım. Zaman makinesini keşfetmeden geçmişime ziyaret edip, orada kalmak istedim. Geçmişim güvenli, huzurlu ve sevgi dolu ortamında uyuşturucu müptelası gibi takıldım. "Dünü dünde bırak, ileri bak" dedikçe patinaj yapan bir araba gibi saplandım. Acıydı köşeleri törpüleyen ancak tek köşeleri törpülenmiş olan ben değildim. Bazıları törpülenirken kendi ruhunuda aldırmıştı. Belki geri döndürebilirdim, belki kurtarabilirdim. Düzeltmeyi denemeliydim. Artık bana bakacak olmasa bile sadece eskisi gibi bakabilmesi için denedim denedim denedim. Nafile, telafisi mümkün değildi. Bazı ruhlar kurtarılamazdı. En son kalan anı tanelerden aldığım inaç ile çıktığım bu yolculuğun sonunda çıkmaz sokakta duvara tosladım tosladım artık güzel olan her şeyin hasarlanmış olması vücudumdaki her kemiği kırıp, kalbimi sonuna kadar kanata kadar. Acıya sebep olduğum için belki de eşitlenmek için acı çektim. Kırılan mı yoksa istemeden kıran mı daha çok acı çeker, bilemiyorum bu bir gün bir yerde eşitlenir mi?

Bu yazı ile ikiyüzlüğümden kurtuldum. Bu benim en zor ama beni en çok rahatlan yazımdı, yazmak beni özgürleştiriyor sanırım. İki yüzüğü ne mi yapacağım, bilmiyorum...belki denize atarım.

Yazının şarkısı: U2 - Bad http://youtu.be/IyfaYHMNIuA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder